Anasayfaya Dön
Pandemi dönemiyle birlikte, kendilerini binaların arasında sıkışıp kalmış hisseden birçok şehirlinin yeni hayali, doğa ile iç içe yaşayabilecekleribir eve sahip olmak oldu.Farklı bütçe arayışlarına cevap verebildikleri için prefabrik yapılar ve tinyhouselardan oluşan mini köylerde bu dönemde yeni bir cazibe merkezi haline geldi. Trafikten ve kalabalıktan sıkılan şehirliler artık temiz hava almak, ayaklarını toprağa basmak ve dalından meyvelerini toplamak istiyorlar. Öncelikli olarak kiralama yolu ile bu tarz yapıları deneyimleyenler, uzun vadede kendi yerlerinin sahibi olmayı amaçlıyorlar. Bu ihtiyacı fark eden yatırımcılar ise aldıkları araziler üzerinde iş geliştirme ve alt yapı çalışmalarını yaparak,talepleri karşılayacak yeni yaşam alanları sunmaya başladılar bile.
Ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon dönemi ile beraber, meyve – sebze – zeytin – ceviz gibi gıda maddelerinin yaşama ve ekonomiye katsısı, yadsınamaz hale geldi. Yatırım yapılan gayrimenkulün değerinin artışı ile birlikte, tarım yatırımlar ve ürün getirileri karşılaştırıldığında bir çok sektöre göre daha kısa bir amortisman süresi yakalandığını fark eden yatırımcılarda yine yönlerini verimli tarım arazilerine doğru çevirdiler.
Teknolojik gelişmeler sayesindede artık cep telefonlarındaki uygulamalarla bile, tarlanın nem oranını ölçebiliyor, hangi alanda kuruluk ve sulama eksiği olduğu tespit edebiliyor hatta sulanabiliyor. Kameralar sayesinde minimum çalışan sayısı ile güvenlik sağlayabiliyor ve günden güne ekilen ürünün gelişimi 7/24 takip edilebiliyor.Üreticiler ise en çok hasat dönemini sevdiklerini ve ürünlerine kolayca alıcı bulabildiklerini o dönemde bahçelerdeki yemyeşil ve taptaze ürünlerin kokusu ve tadının verdiği mutluluğu çok az şeyde bulabildiklerini söylüyorlar.
Tarım için verimli olmayan araziler için ise farklı fırsatlar var. Globalde yaşanan enerji ve iklim krizinin tek çıkış noktası olan,kendini sınırsız tekrarlayan, yenileyebilir ve hammaddeye bağımlı olmayan güneş enerji sistemleri için ülkemizin pek çok şehri uygunluk gösteriyor.Marjinal tarım arazisi sınıfı olarak nitelendiğimiz bu arazilere,(GES) Güneş Enerji Santrallerikurulması durumunda,verimsiz araziler doğa dostu enerji panelleriyle birlikte yatırımcısına kazandırırken ülke ekonomisine önemli katkılar sağlıyor.
Yurt dışında olduğu gibi ülkemizde de, kayalık zemini olan, fay hattına uzak ve tarıma elverişsizarazilerin imara açılması sayesinde yeni deprem yönetmeliğine uygun nitelikli, yatay mimari anlayışındave doğa dostu konut projeleribarınma ihtiyacınıkarşılayacağı düşünülüyor. Yakın bölgelerde de istihdam yaratacak organize sanayi, işyerleri ve okullar içeren yeni şehir planlamaları yapılabilir.
Benim kendi deneyimin ve öngörüm ise, önümüzdeki yıllarda da toprağa yatırımın artarak devam edeceği yönünde.Geçen seneki işlemlerimin önemli bir kısmını da benim gibi düşünen şirket ve kişilere satışını yaptığım tarım arazileri ve arsalar oluşturdu.Bu sene de uzmanlık alanım olan bu yatırımlara talep olmasını bekliyorum.
Bir deprem ülkesinde yaşamanın bilinciyle hareket edeceğimiz, öze ve toprağa döneceğimiz bu yeni dönemehoş geldiniz.Yanınızda, ihtiyacınız olduğunda ulaşabileceğiniz, toprağı, doğayıve yeşili seven profesyonel bir gayrimenkul danışmanınız var.
Saygılarımla
Ebru Yılmaz Pajik