Anasayfaya Dön

Yine yanlış kişiyi dövüyoruz…

06.04.2023 1667 Okunma Blog
Yine yanlış kişiyi dövüyoruz…

Geçenlerde bindiğim bir taksi şoförü de sohbetimiz esnasında “Emlakçı” olduğumu öğrenince “Hep siz yükseltiyorsunuz bu fiyatları...” demişti.

 

Şimdi Konya’da fahiş kira artışı yaptıkları sebebiyle mülk sahipleriyle beraber emlakçılar hakkında da soruşturma başlatıldığı haberini okuyunca en azından kendi kapımı süpürmüş olmak için bir şeyler karalamak istedim…

 

Okursanız sevinirim...

 

Taksi şoförüne sordum; Emlakçılar sence fiyatları neden yükseltiyor? Kendinden emin bir edayla “E daha çok kazanmak için tabii ki de…” dedi.

 

Peki, gerçekten öyle mi? Fiyatlar yükselince biz daha mı çok kazanıyoruz acaba? Daha mı çok işlem yapıyoruz?

 

Aslında tam tersi...

 

Maalesef birçok insan bir şeyin fiyatının o şeyin arzına ve/veya o şeye olan talebe göre belirlendiğini ya bilmiyor ya da unutmuş gibi davranıyor. Arz/talep dengesine göre kendi kendine oluşmuş bir fiyatın üzerinde bir fiyatlandırma yapıldığında o ürün veya hizmet talep görmez ve alışveriş olmaz. Ekonomi 101…

 

Yani alternatiflerinin kendisine göre artı ve eksilerini mukayese ederek ve makul seviyede talep gördüğü gözlemlenerek örneğin 10 Milyon TL olarak değerlenen bir mülk, 12 Milyon TL’ye satılamaz. Alıcı bulmaz…

 

Buradan “Siz daha yükseğe satarsınız... Üzerine eklersiniz...” diyen mülk sahiplerine de selam  verip bir parantez açmak istiyorum. Hayır, maalesef daha yükseğe satamam.

 

Gönlüm her müşterimin, her dostumun alırken de satarken de maksimum kazancından yana olsa da fiyatı ben değil, piyasa belirler ve ben de dahil hiçbir meslektaşımın elinde sihirli bir değnek yoktur. Bizlerin birçok görevinden biri olan fiyatlandırmayı yaparken başlıca sorumluluğumuz; Mukayeseyi adil yapmak, sahadan ve tecrübelerimizden elde ettiğimiz verilerle fiyatı doğru saptamaktır. Gerisi (Kısaca) doğru pazarlama, doğru iletişim ve doğru süreç yönetimidir...

 

Hizmet bedelimiz de mülkünü sattığımız kişilerin mülkleri üzerinden kazandığımız para değil, onlar mülklerini satana kadar ve satarken verdiğimiz hizmet ve danışmanlıklar toplamının karşılığında aldığımız ücrettir. Ve tüm bu hizmet ve danışmanlıklar; Satışı/Kiralaması yapılan veya bir sebeple yapılamayan tüm mülkler için verilir ancak ücreti alınanlar sadece satışı, kiralaması gerçekleşen mülkler içindir.

 

Tüm bunlardan yola çıkarak özetle bir gayrimenkul danışmanı; Mülk sahibini yanlış yönlendirip yüksek bir fiyatlandırma yaparsa işlem olmaz. Daha fazlası bir yana dursun, hiçbir ücrete hak kazanamaz. Üstüne üstlük işlemini sonuçlandıramadığı mülkler için göz göre göre cebinden gereksiz masraf yapmış ve/veya herkes kadar değerli olan zamanını boşa harcamış olur.

Hatta iddia edildiği gibi sadece kendi kazancını düşünen kötü niyetli bir emlak danışmanı fiyatın değerinin altında olmasını ister. Mülkün “Fırsat” hale gelmesini, böylece alıcı sayısının artmasını ve hızlı, kolay bir işlem olmasını ister.

 

Çünkü -Yine hatırlatmakta fayda var.- hemen hemen tüm mesleklerin harcanan zaman, yapılan masraf, verilen hizmet ve danışmanlıkları sonucunda başarıya ulaşsın ya da ulaşmasın ücreti ödenmesine rağmen bizler ancak ve ancak işlem başarıyla sonuçlandığında ücrete hak kazanılan, emeğin karşılığı alınan bir meslek icra ediyoruz.

 

Dolayısıyla aslında kimin mecazi anlamda "Dayak yemesi" gerektiği başka bir tartışma konusu ola dursun, umarım yanlış kişileri ya da el altındaki en kolay seçenek olanları dövmek huyumuzdan vazgeçeriz.